Görme engelli sporcu Simon Wheatcroft New York City Maratonu’nda hem bir sporcu hem de bir girişimci olarak yarıştı…

35 yaşındaki görme engelli sporcu Simon Wheatcroft New York City Maratonu’nu kurucularından olduğu WearWoks firmasının ürettiği teknoloji ile koştu.

Simon Wheatcroft 17 yaşındayken nadir görülen bir genetik rahatsızlık nedeniyle görme yetisini kaybetmeye başlamıştı.

Retinitis pigmentosa denilen bu rahatsızlık nedeniyle Wheatcroft geceleri görememeye başladı. Daha sonra görüşü yavaş yavaş düşmeye başladı.

Bugün 35 yaşında olan Wheatcroft görme yetisi olarak karanlık ile aydınlık arasındaki farktan biraz daha iyi görüyor hepsi o kadar. Gördüğü her şey karlı, gri bir görüntü…

Ancak buna rağmen Wheatcroft pazar günü koşulan New York City Maraton’unu bitirmeyi başaran ilk görme engelli kişi oldu.

Peki bunu nasıl yaptı?

Tabii ki her şeyden önce azim, çalışma, istek ile. Bütün bunların yanında Wheatcroft teknolojiyi de kullanınca maratonu diğer sporculardan geride kalmayacak şekilde bitirmeyi başardı. Simon’ın kullandığı teknoloji satın aldığı bir teknoloji değildi. Simon Wheatcroft, diğer iki girişimci ortağı ile kurduğu ve görme engelliler için sporda çözümler üreten WearWorks firmasından çıkan ürünlerle koştu. 

Wheatcroft maratonu bitiren ilk görme engelli sporcu değildi. Daha önce de bitirenler olmuş ancak Wheatcroft’un burada yaptığı ilk şey kimsenin yardımı olmadan, kimsenin kendisine dokunarak yol göstermeden parkuru bitirmesiydi.

Wheatcroft’un bu maratonu hangi teknolojileri kullanarak bitirdiğine bakalım:

Wheatcroft sol koluna kendisinin de kurucusu olduğu WearWorks firmasının ürettiği Wayband isimli bir bant taktı. Bu bant Wheatcroft’u Google Maps ve OpenStreetMap’i kullanarak bir rota içerisinde tuttu. Akıllı telefonla eşleşen bu bant Simon’a yol tarif etti. Wayband’in tek titreşimi sola dönüş, çift titreşimi ise sağa dönüş demek oluyordu.

Görme engelli bir sporcu için maratonun tek zorluğu rotada kalmak değildi. 50 bin kişinin daha koştuğu bu maratonda Simon’ın önündeki engelleri ve diğer koşucuları da fark edebilmesi gerekiyordu. Simon bunu da göğsüne taktıği bir ultrasonik sensörle başardı. Bu sensör de Simon’a titreşimle bilgi veriyordu. İki sert titreşim diğer sporcuların önüne geçtiği anlamına geliyordu. Hafif titreşimler kendisiyle aynı tempoda koşan bir grup sporcunun arasında olduğunu söylüyordu. Titreşimin olmaması ise “Önün açık Simon koş” demek oluyordu. Ancak yine WearWorks’ün ürettiği bu sensör maratonun 16’ncı milinde yağmaya başlayan yağmur nedeniyle işlevini yitirdi.

Simon Wheatcroft bunlar dışında göğsüne taktığı iPhone’u ve sağ koluna taktığı bir diğer GPS aracını da yedek olarak kullandı.

Simon Wheatcroft geliştirilmesinde kendisinin de payı bulunan teknoloji ile maratonu  5 saat 17 dakika ve 40 saniye içerisinde bitirdi.

 

Yazı Hakkında Düşünceleriniz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir