Kış sporları onun sayesinde endüstri oldu: Warren Miller

Kış sporlarını takip edenlerin iple çektiği  2018 PyeongChang Kış Olimpiyatları’nın başlamasına çok kısa bir süre kaldı.  Kış sporlarını ufak bi kesimn ilgi duyduğu etkinlikten çıkarıp kitlelere yaymayı başaran kişi ise maalesef bu organizasyonu izleyemeyecek.

Warren Miller geçtiğimiz günlerde, 24 Ocak’ta hayata gözlerini yumduğunda 93 yaşındaydı. İsmini belki çok kişi duymadı ama bugün “kış sporu endüstrisi” diye bir kavram kullanabiliyorsak bu Miller sayesinde oldu.

Warren Miller kayak sporuna tutkuyla bağlı olan bir film yapımcısıydı. Hayatını kayak ve snowboard filmleri, videoları çekip bunları kitlelere ulaştırarak geçirdi. GoPro gibi ekipmanlar, yüksek teknolojili alt yapılar ve organize edilmiş pistlerle bugün bir kayak veya snowboard filmi çekmek bir futbol maçını canlı çekip yayınlamak kadar kolay. Fakat Miller’ın 8 milimetrelik kamerasını sırtına takıp “Ben kış sporları videoları çekeceğim” diyerek dağlarda gezdiği dönemlerde bu işi yapmak için her şeyden önce tutku gerekiyordu.

 

1946 yılında Miller 22 yaşındayken kamerasıyla Los Angeles’tan yola çıkarak Idaho’daki Sun Valley’e gitti. Kış sporları yapmak isteyenlerin sıkça ziyaret ettiği bir lokasyondu.

Miller bir karavanda yaşayıp kayak öğretmenliği yaptı ve yiyecek için de avlandı. Her yıl yaz geldiğinde ise çektiği kayak filmleriyle Los Angeles’a döndü. Miller’ın 70 yıllık kariyeri özet olarak böyle geçti. Kendisi dağlardaki sporu ve heyecanı kitlelere gösterdi.

Daha önce hiç kayak görmemiş insanlar Miller’ın filmleri sayesinde bu spora ilgi duymaya başladı. Filmlere duyulan ilgi kış sporlarının zamanla niş bir hobi olmaktan çıkarıp milyar dolarlık bir endüstri haline gelmesini sağladı.

Herhangi bir sinema eğitimi olmamasına rağmen Miller, Sun Valley’de kayak öğretmeni olarak çalışırken ödünç aldığı 16 mm’lik kamerasıyla 1949’da “Deep and Light” isimli ilk filmini yarattı. Bu filmi daha sonra Miller’ın yaptığı 500 film takip etti.

 

Miller’ın filmlerinde çok basit bir formül vardı; Zorlu atlayışlar ve figürler gerçekleştiren sporcular ve güzel kadın sporcular. Miller’ın objektifinin karşısna geçen sporcular nesilden nesile değişti. 1968 Olimpiyatları’nda üç altın madalya kazanan Jean-Claude Killy de 1952 Olimpiyatları’nda altın madalya kazanan Stein Eriksen de Miller’ın filmlerinde yer aldı. Bütün filmlerde ise Miller’ın kendi seslendirmesi bulunuyordu.

Miller daha sonra 2016’da yazacağı otobiyografisi “Freedom Found”da “Çektiğim filmlere baktığımda insanları eğlendirmeyi önemsediğim ve onları gülümsetmek istediğimi görüyorum” diye yazacaktı.

Miller kariyerinin ilk 14 yılında bütün çekimleri, müzikleri ve düzenlemeyi kendisi yaptı. Dünyanın dört bir yanında dağları aylarca gezdi. Filmlerini ise kiraladığı salonlarda canlı anlatımlarla gösterdi.

Kayak spor popülerlik kazandıkça Miller’ın da filmlerine olan ilgi arttı. 1960 yılında filmleri 100’den fazla şehirde gösteriliyordu. Miller artık her film gösterimine katılamıyordu ve kendi anlatımını ses kaydı olara sunmaya başladı. İzleyiciler için sorun yoktu. Kayakçılar için sonbaharda gösterilmeye başlanan Miller’ın kayak filmleri yılın ilk karının yağacağının habercisi gibiydi.

 

 

1989 yılnda Miller kendi kurduğu “Warren Miller Entertainment” şirketini, arşivini ve bütün telif haklarını oğlu Kurt Miller ve ortağına sattı. Miller 2005’e kadar filmlerini seslendirmeye devam etti.

2008 yılında Miller yaptığı bir konuşmada neden kayakla, dağlarla ve kış sporlarıyla bu kadar ilgili olduğunu şöyle demişt: “Bu bizim özgürlük arayışımız. Her şey bununla ilgilidir. İnsanın özgürlük arayışı iç güdüsü…”

Cuma günkü açılış seremonisi ile başlayacak olan 2018 PyeongChang Kış Olimpiyatları’nın yayın hakkı için TV’ler milyonlarca dolar harcadı. Oysa her şey maceracı bir adam ve 8 milimetrelik kamerası ile başlamıştı.

 

Kaynak

 

Yazı Hakkında Düşünceleriniz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir